Sağlıklı beslenme denildiğinde çoğu zaman protein, karbonhidrat ve yağ dengesi ön plana çıkar. Ancak son yıllarda beslenme uzmanlarının üzerinde en çok durduğu konulardan biri de mikro besin çeşitliliğidir. Mikro besinler; vitaminler, mineraller ve doğal olarak besinlerde bulunan çeşitli bileşenlerden oluşur. Bu nedenle yalnızca yeterli miktarda yemek yemek değil, sofralarda mümkün olduğunca farklı doğal besinlere yer vermek de günümüzde sağlıklı yaşam anlayışının temel prensiplerinden biri haline gelmiştir.
Mikro besin çeşitliliği oluşturmanın en kolay yolu, alışveriş sepetini farklı renklerde sebze ve meyvelerle doldurmaktır. Yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı sebzeler, turuncu kök sebzeler, mor renkli ürünler ve beyaz sebzeler farklı aromalar ve kullanım alanları sunar. Ispanak, semizotu, roka, brokoli, pancar, mor lahana, havuç, domates, kabak, karnabahar ve mantar gibi ürünler haftalık alışveriş listesinde dönüşümlü olarak yer aldığında sofralar hem daha renkli hem de daha çeşitli hale gelir.
Mevsim meyveleri de alışveriş listesinin önemli parçalarından biridir. Çilek, kiraz, kayısı, şeftali, üzüm, armut, elma, nar, mandalina veya kivi gibi farklı meyveleri dönüşümlü tüketmek hem tat çeşitliliği sağlar hem de ara öğünleri daha keyifli hale getirir. Meyveler yalnızca tek başına tüketilmek zorunda değildir. Yoğurt kaselerine, yulaf karışımlarına, smoothie tariflerine veya kahvaltı tabaklarına eklenerek gün içerisinde farklı öğünlerde de değerlendirilebilir.
Bakliyatlar da mikro besin çeşitliliği sağlayan en değerli ürün grupları arasında yer alır. Nohut, yeşil mercimek, kırmızı mercimek, barbunya, kuru fasulye ve börülce gibi ürünler yalnızca ana yemeklerde değil; salatalarda, çorbalarda ve sebzeli kaselerde de rahatlıkla kullanılabilir.
Tam tahıllar da alışveriş planına mutlaka dahil edilmesi gereken ürünler arasındadır. Bulgur, siyez buğdayı, karabuğday, yulaf, esmer pirinç ve kinoa gibi seçenekler birbirinin yerine dönüşümlü kullanılabilir. Böylece her öğünde aynı tahılı tüketmek yerine farklı lezzetler sofralara taşınabilir.
Kuruyemişler ve tohumlar da küçük miktarlarda tüketilmelerine rağmen sofralara büyük çeşitlilik kazandırır. Ceviz, badem, fındık, kabak çekirdeği, ay çekirdeği, chia tohumu, keten tohumu ve susam gibi doğal ürünler kahvaltılarda, salatalarda veya ara öğünlerde kolayca kullanılabilir.
Doğal süt ürünleri de alışveriş planının tamamlayıcıları arasında yer alır. Yoğurt, kefir, doğal peynir çeşitleri ve ayran gibi ürünler kahvaltılarda, ara öğünlerde veya ana yemeklerin yanında değerlendirilebilir.
Sonuç olarak mikro besin zenginliği, belirli bir besini sürekli tüketmekten çok, sofralara mümkün olduğunca fazla doğal ürün kazandırmayı hedefleyen bir beslenme anlayışıdır.